Merhaba sevgili okurlarım bu hafta sizlere acısı ve tatlısı ile bir yılı daha ardımızda bırakıp yeni umutlar ve heyecanlarla yeni yıla adım atmadan önce kendimize dair bir kaç hatırlatma yapmak istedim.

Yeni bir yıl, takvimsel bir değişimin ötesinde, insan zihninde güçlü bir psikolojik eşik işlevi görür. Geçmişin muhasebesi yapılır, geleceğe dair beklentiler şekillenir ve birey, kendisiyle yeniden bir ilişki kurma ihtiyacı hisseder. Bu geçiş dönemleri, umut kadar kırılganlık da barındırır. Bu nedenle yeni yıla girerken yalnızca hedeflerimizi değil, ruhsal dayanıklılığımızı da gözden geçirmek bilimsel ve insani bir gerekliliktir. Psikolojik sağlık, çoğu zaman yalnızca semptomların yokluğu olarak algılansa da, klinik psikoloji bunu duygusal düzenleme kapasitesi, stresle baş etme becerisi, ilişkisel süreklilik ve kendilik algısının bütünlüğü üzerinden tanımlar. Yoğun tempo, belirsizlikler ve artan performans baskısı altında bireyler, çoğu zaman zihinsel yüklerini fark etmeden taşır. Oysa ruhsal sağlığın korunması, ertelenebilecek bir lüks değil; yaşam kalitesinin ve uzun vadeli işlevselliğin temel koşuludur.

Yeni bir yıl vesilesiyle kendimize sorabileceğimiz en sağlıklı sorular şunlar olabilir:
“Kendimle temasım ne durumda?”
“Duygularımı bastırıyor muyum, yoksa düzenleyebiliyor muyum?”
“Yardım istemeyi bir zayıflık mı, yoksa olgunluk göstergesi mi olarak görüyorum?”

Psikolojik destek alma davranışı ise hâlâ çoğu birey için yalnızca kriz anlarına özgü bir müdahale olarak algılanmaktadır. Oysa bilimsel veriler, psikoterapinin koruyucu ve önleyici işlevinin en az tedavi edici yönü kadar önemli olduğunu göstermektedir. Ruhsal destek, bireyin “zayıf” olduğu anların değil; kendisini anlamaya, düzenlemeye ve geliştirmeye istekli olduğu dönemlerin doğal bir parçasıdır. Bilimsel veriler açıkça göstermektedir ki, psikolojik destek almak; kriz anlarının değil, farkındalık dönemlerinin de doğal bir parçasıdır. Tıpkı bedensel sağlıkta olduğu gibi, ruhsal sağlıkta da koruyucu yaklaşım esastır.Yeni yıl vesilesiyle toplumsal olarak sıklıkla dile getirilen “mutlu bir yıl” temennisi, psikolojik gerçeklik açısından sınırlı bir karşılığa sahiptir. Daha gerçekçi ve sağlıklı bir dilek, bireylerin tüm duygularına alan tanıyabildiği, içsel çatışmalarını bastırmak yerine anlamlandırabildiği ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmediği bir ruhsal iklimin güçlenmesidir. Çünkü psikolojik sağlamlık, zorlanmaların yokluğu değil; zorlanmalarla baş edebilme kapasitesidir. Ruhsal sağlığın ertelenmediği; duyguların tehdit değil veri olarak ele alındığı ve psikolojik bakımın yaşamın doğal bir bileşeni olarak görüldüğü bir dönem olmasını diliyorum. Klinik deneyim ve bilimsel bilgi bize şunu net biçimde göstermektedir: Ruhsal sağlığa gösterilen özen, bireyin yalnızca kendisiyle değil, içinde bulunduğu tüm sosyal sistemlerle kurduğu ilişkiyi de dönüştürür.Yeni yılın, herkese kusursuz bir mutluluk getirmesini dilemek gerçekçi olmayabilir; ancak daha dürüst bir içsel temas, daha şefkatli bir kendilik algısı ve psikolojik sınırların farkında olunan bir yaşam mümkündür. Kendinize gösterdiğiniz özen, yalnızca sizi değil; temas ettiğiniz tüm ilişkileri de dönüştürür.

Yeni yılın hepinize, ruhsal sağlığınızı ertelemediğiniz, duygularınızı düşman değil rehber olarak gördüğünüz ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmediğiniz bir yıl olmasını dilerim. Çünkü güçlü olmak, her şeyi tek başına taşımak değil; ne zaman destek gerektiğini bilecek kadar farkında olmaktır.

Sevgilerimle…

Uzm. Klinik & Uzm. Adli Psikolog

Psikoterapist

Kadriye ÖZADMACA TAŞYÜREK

05338600045

www.psikologevinde.com

[email protected]