Merhaba sevgili okurlarım, ne yazık ki yine bir anlayışsızlık ve empati yoksunluğunu konuşmak üzere buluşuyoruz; geçen haftalarda ortaokul düzeyindeki küçük kız çocuklarının kavgasını ele almış, bu erken yaşta ortaya çıkan şiddet davranışlarının altında yatan psikososyal nedenleri masaya yatırmıştık, bugün ise hiç görmek istemeyeceğimiz şekilde Meclis çatısı altında yaşanan yumruklu tartışmalarla bu tabloyu birlikte değerlendirmeyi toplumsal bir sorumluluk olarak görerek kaleme alıyorum.

Klinik ve adli psikoloji perspektifinden bakıldığında bu iki olay, birbirinden kopuk münferit vakalar değil; aksine toplumun duygu düzenleme kapasitesinde, tahammül eşiğinde ve empati becerilerinde ciddi bir erozyona işaret eden ortak bir zeminin ürünüdür. Çocuklar gördüklerini taklit eder, yetişkinler ise çoğu zaman farkında olmadan öğrettiklerini yaşatır; bu nedenle okul bahçesindeki fiziksel çatışma ile Meclis’teki saldırgan tutum arasında psikolojik açıdan şaşırtıcı bir fark yoktur. Günümüz toplumunda anlaşmazlıkların konuşularak çözülmesi yerine güç gösterisine dönüşmesi, haklı olmanın bağırmak, bastırmak ve saldırmakla eş tutulması; empati, sabır ve karşısındakini dinleyebilme gibi temel insani becerilerin geri plana itilmesine yol açmaktadır. Özellikle örnek teşkil etmesi gereken kamusal figürlerin dahi birbirini saygı çerçevesinde dinleyememesi, çocuklara ve gelecek nesillere şiddetin meşru bir iletişim yöntemi olduğu yönünde son derece tehlikeli bir mesaj vermektedir. Peki bunu engellemek için psikolojik açıdan neler yapmalıyız? Öncelikle bireysel öfkeyi yalnızca “kontrol edilmesi gereken bir sorun” olarak değil, anlaşılması ve dönüştürülmesi gereken bir duygu olarak ele almak; erken yaşlardan itibaren duygusal farkındalık, empati, çatışma çözme ve sağlıklı iletişim becerilerini eğitim sisteminin merkezine yerleştirmek zorundayız. Ailelerin, eğitimcilerin ve yöneticilerin kendi davranışlarının çocuklar üzerindeki modelleyici etkisini fark etmesi, kamusal alanda sorumluluk taşıyan kişilerin psikolojik olgunluk ve etik duruş açısından daha yüksek standartlara tabi tutulması büyük önem taşımaktadır. Aksi halde bugün çocuklar arasında, yarın Meclis’te gördüğümüz bu şiddet sarmalı; anlayıştan, sevgiden ve sağduyudan uzaklaşan bir toplumun giderek daha normalleştirdiği, ancak uzun vadede son derece yıkıcı sonuçlar doğuracak bir alışkanlık haline gelmeye devam edecektir. Hepinize sağduyumuzu ve saygımızı kaybetmediğimiz, anlayış ve sevgiyle dolu, ruh sağlığımızı koruyabildiğimiz günler dilerim.

Sevgilerimle…

Uzm. Klinik & Uzm. Adli Psikolog
Psikoterapist
Kadriye Özadmaca Taşyürek
📞 0533 860 00 45
✉️ [email protected]
Taşyürek Psikiyatri Kliniği / Lefkoşa