Günümüzde artan şiddet olayları, özellikle çocuklar ve ergenler arasında görüldüğünde, yalnızca bireysel bir sorun olarak değil; toplumsal, kültürel ve psikolojik boyutlarıyla ele alınması gereken ciddi bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır.
Son günlerde Türkiye’de yaşanan ve okul ortamında gerçekleşen bu trajik olay, bizlere bir kez daha çocukların ruhsal dünyasını, maruz kaldıkları çevresel etkileri ve ihmal edilen psikolojik ihtiyaçlarını sorgulama zorunluluğu getirmiştir. Bir klinik ve adli psikolog olarak bu tür vakalara yalnızca sonuç odaklı değil, neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde, çok boyutlu bir bakış açısıyla yaklaşmanın gerekliliğine inanıyorum. Son günlerde Türkiye’de yaşanan ve çocukların dahil olduğu okul içi şiddet olayı, yalnızca bireysel bir trajedi değil; derin, çok katmanlı ve ihmal edilmemesi gereken bir toplumsal sorunun yansımasıdır. Bu tür olaylar karşısında ilk tepki genellikle şaşkınlık, öfke ve suçlu arayışı olur. Ancak klinik ve adli psikoloji perspektifinden bakıldığında, bu olaylar “aniden” ortaya çıkmaz; aksine uzun süre göz ardı edilen psikososyal risklerin bir sonucudur. Şiddet Öğrenilen Bir Davranıştır Çocuklar doğuştan şiddet eğilimli değildir. Şiddet; öğrenilen, modellenen ve pekiştirilen bir davranıştır. Aile içi iletişim biçimleri, maruz kalınan fiziksel ya da duygusal istismar, akran zorbalığı, sosyal dışlanma, dijital ortamda karşılaşılan içerikler ve medya dili bu öğrenme sürecinde kritik rol oynar. Özellikle erken yaşta kronik stres ve travmaya maruz kalan çocuklarda, duygusal düzenleme becerileri gelişmez ve bu durum ilerleyen süreçte dürtü kontrol problemleri, öfke patlamaları ve empati eksikliği ile kendini gösterebilir. Klinik Açıdan Risk Faktörleri Bu tür olaylara karışan çocuklarda sıklıkla şu psikolojik örüntüler gözlemlenir: Yoğun değersizlik ve görünmezlik hissi, bastırılmış öfke ve intikam fantezileri, empati gelişiminde zayıflık, travma öyküsü (ihmal, istismar, zorbalık), kimlik gelişiminde kırılmalar, sosyal izolasyon ve yalnızlık. Bu belirtiler çoğu zaman çevre tarafından “huysuzluk”, “içe kapanıklık” ya da “asi davranışlar” olarak etiketlenir ve derinlemesine değerlendirilmez. Oysa bu sinyaller, erken müdahale için kritik öneme sahiptir. Adli Psikoloji Perspektifi: Birey mi, Sistem mi? Adli psikoloji açısından bu tür vakalarda yalnızca fail çocuğa odaklanmak eksik bir yaklaşımdır. Çünkü çocuk, içinde bulunduğu sistemin bir ürünüdür. Aile, okul, sosyal çevre ve dijital dünya bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle sorulması gereken soru şudur: Bu çocuk ne yaşadı, neyi ifade edemedi ve biz neyi görmedik? Medya ve Dijital Platformların Sorumluluğu Bu tür olaylardan sonra medyada yapılan yayınlar ve sosyal medyada dolaşıma giren içerikler son derece kritik bir rol oynar. Yanlış yönetilen bilgi akışı, şiddeti dolaylı olarak meşrulaştırabilir ya da tetikleyici etki yaratabilir. Yapılmaması gerekenler: failin kimliğini yüceltici veya detaylı şekilde paylaşmak, olayın şiddet içeren detaylarını tekrar tekrar yayınlamak, görsel ve video içeriklerle travmayı yaygınlaştırmak, sansasyonel başlıklarla olayı dramatize etmek. Yapılması gerekenler: bilgilendirici ve sakin bir dil kullanmak, uzman görüşlerine yer vermek, önleyici psikososyal içerikleri öne çıkarmak, aileleri ve eğitimcileri bilinçlendirecek rehberler sunmak. Ailelere ve Topluma Öneriler Duygusal iletişimi güçlendirin, çocukların kendini ifade edebileceği güvenli alanlar oluşturun. Dijital rehberlik sağlayın, yasaklamak yerine birlikte anlamlandırın. Erken müdahale edin, davranış değişikliklerini ciddiye alın. Okul-aile iş birliğini artırın, açık ve sürdürülebilir iletişim kurun. Zorbalığa sıfır tolerans gösterin, hem mağdur hem uygulayan çocuk için destek sağlayın. Rol model olun, çocuklar gördüklerini tekrarlar. Sonuç: Bu Hepimizin Meselesi Okullarda yaşanan şiddet olayları, yalnızca bireysel patolojilerle açıklanamaz. Bu durum, toplumun ruh sağlığına dair bir alarmdır. Önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, okullarda psikolojik danışmanlık sistemlerinin etkinleştirilmesi ve ailelerin bilinçlendirilmesi bu sürecin en önemli adımlarıdır. Herkese şiddetsiz bir yaşam diliyorum.
Sevgilerimle…
Uzm. Klinik Psikolog & Uzm. Adli Psikolog
Psikoterapist
Kadriye Özdamaça Taşyürek
📞 055 860 0045
🌐 www.psikologevinde.com
Taşyürek Klinik