KTÖS Eğitim Sekreteri Süleyman Gelener, Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun yarıyıl tatili mesajına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Gelener, eğitimin dilek ve temennilerle değil; planla, programla, bütçeyle, denetimle, liyakatle ve hukukla yönetileceğini belirterek, Çavuşoğlu yönetimindeki Eğitim Bakanlığı’nın sorun çözen bir idareden çok, kriz üreten, dayatan ve yargı önünde kaybeden bir tablo ortaya koyduğunu savundu.

Açıklamada, bu tablonun en görünür örnekleri sekiz başlık altında sıralandı. Sahte diploma meselesinin münferit olmaktan çıktığı belirtilen açıklamada, bu durumun kurumsal denetim kapasitesi ve kamu yönetimi sorunu olduğu ifade edildi. Diplomanın gerçekliğinin tartışılır hale gelmesinin yükseköğrenimde ciddi bir güven erozyonu yarattığı kaydedildi.

Güzelyurt’ta AVM otoparkında kaza… Bir yaya yaralandı
Güzelyurt’ta AVM otoparkında kaza… Bir yaya yaralandı
İçeriği Görüntüle

Konteyner sınıfların geçici bir uygulama olması gerekirken yıllardır kalıcı hale getirildiği belirtilen açıklamada, konteyner sınıf sayısının 250’nin üzerinde olduğu vurgulandı. Konteynerlerde eğitimin sınıf iklimini, güvenliği, hijyeni ve eğitim niteliğini doğrudan etkilediği ifade edildi.

Gelener, eğitimde alınan kritik idari kararların istişare, usul ve yetki zemini yerine son dakika dayatmalarıyla yürütüldüğünü, bunun da çok sayıda konunun yargıya taşınmasına neden olduğunu belirtti. Bu dönemde başörtüsünü serbest bırakan Disiplin Tüzüğü değişikliğinin ve Öğretmenler (Değişiklik) Yasası kapsamındaki düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği hatırlatıldı.

Sendikal haklara ilişkin bölümde, öğretmenlerin hazırlık ödeneği ve grev hakkı kullanımından dolayı yapılan kesintilerin mahkemeler önünde haksız bulunduğu ifade edildi. Bakanlığın sorunları çözmek yerine öğretmenleri ve sendikaları dava açmaya zorlayan bir anlayış sergilediği savunuldu.

Açıklamada, 2022 yılı Temmuz ayında yaşanan teknik kurul süreci sonrası, 24 Kasım 2023 Öğretmenler Günü’nde 22 öğretmen hakkında dava açıldığı, sürecin 14 duruşma sürdüğü ve savcılık tarafından geri çekilerek dosyanın kapandığı hatırlatıldı. Bu durumun, diyalog yerine baskı ve yargı tehdidi yönteminin tercih edildiğini gösterdiği ifade edildi.

İlkokul Türkçe ve Hayat Bilgisi ders kitaplarının gizli biçimde güncellendiği, değişikliklerin yazarların bilgisi ve onayı dışında yapıldığı iddiasına da yer verilen açıklamada, sendikanın bu durumu kültürel bir müdahale olarak değerlendirdiği ve hukuki süreç başlattığı belirtildi.

Rehberlik hizmetlerine ilişkin olarak ise, yanlış tüzük düzenlemeleri nedeniyle rehber öğretmen adaylarının mağdur edildiği, ilkokullarda rehberlik hizmetinin zorunlu bir kamusal hizmet olduğu vurgulandı.

Son olarak, 2024-2025 eğitim-öğretim yılının başlamasına bir gün kala bir hafta ertelenmesinin idari kapasite ve planlama zaafı olduğunun altı çizildi. Açıklamada, eğitimin parti içi takvim tartışmalarına konu edilemeyecek kadar ciddi bir kamu hizmeti olduğu belirtildi.

Gelener, “Sorun eğitim sorunu değil, yönetim sorunudur. Sorun okullarda değil, yönetimdedir” ifadelerini kullanarak, eğitimde dayatmalara, denetimsizliğe ve hukuksuzluğa geçit vermeyeceklerini, nitelikli kamusal eğitim mücadelesini her alanda sürdüreceklerini kaydetti.