Avrupa Birliği (AB) tarafından Kıbrıslı Türkler için oluşturulan AB Mali Yardım Tüzüğü’nün kabul edilişinin 20. yılı münasebetiyle “AB Politikalar Forumu” düzenlendi.

Panelde, “Barış İnşası ve İki Toplumlu İş Birliği”, “AB Yardımlarıyla Yerel Ekonomiyi Güçlendirme” ve “Ortak Gelecek için Gençliğin Desteklenmesi” konularında sunum yapıldı.

Avrupa Birliği (AB) Günü etkinlikleri çerçevesinde Ledra Palas Otel’de düzenlenen toplantıya, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dânâ, Rum Müzakereci Menelaos Menelau, AB ve Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, bazı milletvekilleri, sivil toplum temsilcileri ile diğer davetliler katıldı.

Kıbrıslı Türklere yönelik Mali Yardım Tüzüğü ile ilgili video gösteriminin ardından toplantının açılış konuşmaları yapıldı. İlk konuşmayı Avrupa Komisyonu Bölgesel Politiklarar Genel Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Hugo Sobral yaptı.

Burak Maviş: Kamu adına yetki kullananlar haberden muaf olamaz
Burak Maviş: Kamu adına yetki kullananlar haberden muaf olamaz
İçeriği Görüntüle

-Sobral

Sobral, "Lefkoşa’nın, Avrupa’nın son bölünmüş başkenti" olduğunu belirterek, barış, uzlaşı, iş birliği kültürünün önemine dikkat çekti.

AB’nin Kıbrıslı Türklere yönelik maddi yardımlarının 20. yılına girdiğini ifade eden Sobral, söz konusu katkılarla Kıbrıslı Türklerin sosyo-ekonomik durumlarının güçlendirilmesi yanında çevre, kültürel miras, girişimcilik, kuraklık, su arıtma, burs ve değişim programlarına katkı sağlandığını aktardı.

"Her iki toplumlu girişim, her Yeşil Hat ticareti ve her katkı yapılan öğrencinin" bir mesaj verdiğini söyleyen Sobral, uzlaşının adım adım, proje proje ileriye götürülecek bir konu olduğunu, çözümün liderlik, vizyon ve güvensizliğin yerini alacak güvenle sağlanacağını kaydetti.

-Diagne

BM Kıbrıs Özel Temsilcisi ve UNFICYP Misyon Şefi Kassim Diagne da, AB Günü’nün aynı zamanda, barışı, iş birliğini, uzlaşıyı ve dayanışmayı hatırlatması açısından önemli olduğunu dile getirdi.

AB yardımlarının kültürel miras, sivil toplum ve ikili ilişkilerin üzerinde yaptığı olumlu katkılara dikkat çeken Diagne, BM’nin Kıbrıs’ta kapsamlı bir barışa bağlılığının devam ettiğini söyledi. Diagne, özellikle 2025 Ekim ayından sonra liderlerden de benzer bir bağlılık görüldüğünü, son açıklanan güven yaratıcı önlemlerin de bunu gösterdiğini kaydetti.

BM Genel Sekreteri Kişisel Temsilcisi Maria A. Holguin’in de söz konusu ilerlemeleri anlamlı bulduğuna işaret eden Diagne, Holguin’in özlü görüşmelere önümüzdeki aylarda geçilebileceğini öngördüğünü aktardı.

-Menelau

Rum Görüşmeci Menelaos Menelau, daha önce Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm adına birçok başarısız girişim yaşandığının altını çizerek, Kıbrıs’ın bütünüyle AB üyesi olmasının iş birliği, etkileşim, ortak faaliyetler ve insan hayatına katkı yapan diğer açılardan faydaları olduğunu söyledi.

Menelau, bu anlamda ortak ne kadar faaliyet gerçekleşirse, çözüme o kadar yaklaşılacağını ifade ederek, bu noktada AB’ye müteşekkir olduklarını kaydetti.

Menelau, gelecek için sürtüşme ve sürtüşmelerin yönettiği bir süreç yerine, federal çatıda yeniden birleşmiş bir Kıbrıs umudunun taşınmasının önemli olduğuna vurgu yaptı ve panellerin faydalı sonuçlar doğurmasını temenni etti.

-Dânâ

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dânâ da, AB’nin hayata geçirdiği projelerle Kıbrıs’ta eğitim, altyapı, halk sağlığı, kültürel miras, çevre, sivil toplum, girişimcilik alanında birçok maddi fayda sağladığını aktararak, Kayıp Şahıslar Komitesi katkılarıyla Kıbrıs Rum toplumuna da yaralı olduğunu söyledi.

Dana, Kıbrıslı Rumların 2004 yılından Annan Planı referandumunda “hayır” oyu verdiğini hatırlatarak, bu referandumdan iki gün sonra AB’nin Kıbrıslı Türkler üzerindeki hayal kırıklığı ve izolasyonu hafifletmek adına Mali Yardım ve Doğrudan Ticaret tüzüklerini açıkladığını vurguladı.

Dana, bu iki tüzüğün temelde birbirini tamamlayan tüzükler olmasına ve Kıbrıslı Türklere yönelik eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı hedeflemesine rağmen Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün siyasi engeller sonucu hiçbir zaman hayata geçmemesinin, bugünün, aynı zamanda “tutulmayan sözlerin ve yerine getirilmeyen beklentilerin” de hatırlandığı bir gün olmasını sağladığını ifade etti.

Mevcut dengesizliklerin 2004 sonrasında büyüdüğünü, Rum tarafının "sanki tüm Kıbrıs’ı temsil ediyormuş gibi" kabul gördüğünü aktaran Dana, bunun, Kıbrıslı Türklerin hayal kırıklığını daha da artırdığını, iki toplum arasındaki güven asimetrisinin halen devam ettiğini kaydetti.

Bugün, Kıbrıs Türk ve Rum toplumları arasında karşılıklı güvenin oluşmasını sağlayacak güçlü stratejik bir düşünceye ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Dana, Kıbrıs Türk tarafı olarak, diyalog, iş birliği, adil bir çözüme bağlılığı halen sürdürdüğünü, yeni bir metodoloji üzerinden Kıbrıs’ı çözüme ulaştıracak yola devam etme kararlılığında olduklarını sözlerine ekledi.