Girne Acapulco kavşağı ile Değirmenlik yol ayrımı, 3 gün trafiğe kapalı
Girne Acapulco kavşağı ile Değirmenlik yol ayrımı, 3 gün trafiğe kapalı
İçeriği Görüntüle

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, “5+1’e gidilecekse belli sonuçlar çıkacağının güvence altına alınması gerekir.” diyerek, Kıbrıs sorununda “müzakere olsun diye değil, çözüm olsun diye müzakere” istediklerini vurguladı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Kişisel Temsilcisi Maria Holguin’in yürüttüğü girişimi desteklediklerini de dile getiren Erhürman, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) güçlendirilmesi konusunda ise siyasi partiler arasında büyük ölçüde görüş birliği bulunduğunu söyledi.

Rum tarafının güvenlik ve dış ilişkiler alanında son dönemde attığı tek taraflı adımların çözüm sürecine katkı sağlamadığını belirten Erhürman, kalıcı çözüm, barış ve istikrarın diplomasi ve diyalog yoluyla sağlanabileceğini kaydetti.

Erhürman, Siyasi Partiler Konseyi toplantısının ardından yaptığı açıklamada, göreve geldikten sonra oluşturdukları Siyasi Partiler Konseyi’nin belirli aralıklarla toplandığını belirterek, Maria Holguin’in son temaslarının ardından siyasi partilere bilgilendirme yapmak amacıyla toplantıyı gerçekleştirdiklerini söyledi.

Toplantıda iki temel gündem maddesinin ele alındığını kaydeden Erhürman, bunlardan birinin Kıbrıs sorunuyla ilgili son gelişmeler, diğerinin ise Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) geleceği ve atılması gereken adımlar olduğunu ifade etti.

- “Biz çözüm olsun diye müzakere istiyoruz.”

Kıbrıs sorunuyla ilgili değerlendirmelerinde, Guterres ve Holguin’in Güney Kıbrıs’taki seçimler ve AB dönem başkanlığı sonrasına yönelik yürüttüğü yeni girişimi desteklediklerini aktardığını belirten Erhürman, bu sürece kendi ilkeleri doğrultusunda ve iyi niyetle katkı koymaya hazır olduklarını muhataplarına ilettiklerini söyledi.

Çerçevelerinin net olduğunu vurgulayan Erhürman, “Biz, müzakere olsun diye müzakere istemediğimizi defalarca söyledik. Biz çözüm olsun diye müzakere istiyoruz. Çözüm olsun diye müzakere istediğimiz için de Sayın Guterres’in Crans-Montana’dan sonra defalarca dile getirdiği ‘Bu defa farklı olmalı’ yaklaşımının izlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.” dedi. Erhürman, dört maddelik metodolojinin çalışmaların temel unsurlarından biri olması ve sürecin ruhuna yansıması gerektiğini kaydetti.

- “Kavramlar üzerinden değil içerik üzerinden konuşmayı tercih ediyoruz.”

Uzun süredir aynı noktada durduklarını belirten Erhürman, zaman zaman içeriği yeterince doldurulmamış kavramlar üzerinden tartışmalar yürütüldüğünü ancak kendi pozisyonlarının net olduğunu söyledi. “Kavramlarla pozisyon koyarsınız, çözüm olup olmayacağını gösterecek olan şey ise içeriktir.” diyen Erhürman, kendilerinin kavramlar üzerinden değil içerik üzerinden konuşmayı tercih ettiklerini belirtti.

5+1 toplantılarına ilişkin görüşlerinde herhangi bir değişiklik olmadığını ifade eden Erhürman, Lefkoşa’da iki liderin kendi aralarında çözebileceği konuların garantör ülkelerin de katıldığı bir formatta ele alınmasının anlamlı olmadığını söyledi.

Bu nedenle yalnızca güven yaratıcı önlemlerin görüşüleceği bir 5+1 toplantısını doğru bulmadıklarını ifade eden Erhürman, Lefkoşa’da her zaman güven yaratıcı önlemleri konuşmaya ve çözüm üretmeye hazır olduklarını ifade etti.

- “5+1’e gidilecekse belli sonuçlar çıkacağının güvence altına alınması gerekir."

Bir 5+1 toplantısı yapılacaksa bunun mutlaka sonuç verecek bir toplantı olması gerektiğini vurgulayan Erhürman, toplantı öncesinde gerekli hazırlıkların iyi yapılması gerektiğini belirterek, “5+1’e gidilecekse belli sonuçlar çıkacağının güvence altına alınması gerekir” yönündeki düşüncelerini tüm muhataplarıyla paylaştıklarını kaydetti.

Seçim öncesinde ne söyledilerse bugün de aynı noktada olduklarını belirten Erhürman, Guterres ve Holguin’in yürüttüğü yeni girişimi çizdikleri çerçeve içerisinde iyi niyetle desteklemeye devam edeceklerini belirtti.

- “TMK’nın güçlendirilmesi yönündeki çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız.”

Erhürman, son dönemde gündeme gelen ve basına da yansıyan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kararının, TMK’nın etkili olup olmadığı meselesiyle doğrudan ilgili olmadığını, ancak bunun kararın önemsiz olduğu anlamına gelmediğini vurgulayarak gerekli çalışmaların yapılması gerektiğini kaydetti.

Kararın TMK’nın etkinliğiyle doğrudan bağlantılı olmamasının, komisyonu güçlendirme çabalarının gereksiz olduğu anlamına gelmediğini ifade eden Erhürman, hükümete de bu konuda yapılması gerekenlere ilişkin görüşlerini aktardığını söyledi. Siyasi Partiler Konseyi’nde yer alan partilerin büyük ölçüde aynı çizgide buluştuğunu gözlemlediğini belirten Erhürman, bunun önemli olduğunu vurguladı.

Bakanlar Komitesi kararının kendileri açısından olumlu bir adım olmadığını ancak bundan sonraki sürecin yalnızca ilk aşamasını oluşturduğunu belirten Erhürman, hem ilgili uluslararası platformlarda hem de TMK’nın daha güçlü ve etkin hale getirilmesi yönünde çalışmalarını yoğunlaştıracaklarını söyledi.

Soruları da yanıtlayan Erhürman, Rum tarafının son dönemde Fransa ve diğer ülkelerle yaptığı güvenlik anlaşmalarının hatırlatılması üzerine Kıbrıs’ta iki eşit kurucu ortak bulunduğunu ve bunlardan birinin Kıbrıs Türk halkı olduğunun altını çizdi..

- “Tek taraflı adımlar mevcut hukuki statüyü değiştirmiyor.”

Rum tarafının güvenlik, enerji ve deniz yetki alanları gibi konularda uzun süredir tek taraflı adımlar attığını, son dönemde ise bunların yoğunlaştığını belirten Erhürman, söz konusu girişimlerin mevcut hukuki statüyü ve Kıbrıs’ta olması gereken durumu değiştirmediğini söyledi.

Erhürman, Rum lider Nikos Hristodulidis’in hafta sonu bir gazeteye verdiği demeçte mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını ve Kıbrıs sorununda çözüme ihtiyaç bulunduğunu ifade ettiğini belirterek, bu açıklamanın samimi olup olmadığını kestirmenin mümkün olmadığını söyledi. Bununla birlikte dile getirilen görüşün doğru olduğunu kaydeden Erhürman, Rum tarafının çok sayıda anlaşma imzalamasına ve diplomatik ilişkilerini geliştirmesine rağmen mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını kendisinin de gördüğünü ifade etti.

- “Kıbrıs’ta ve bölgede akılcı yol kalıcı çözüm, kalıcı barış ve kalıcı istikrardan geçiyor.”

Erhürman, “Eğer ortada samimiyet varsa bu iyi bir başlangıç noktasıdır. Bu durum sadece Kıbrıslı Türkler açısından değil, Kıbrıslı Rumlar açısından da sürdürülebilir değildir.” dedi. Kıbrıs’ta ve bölgede akılcı yolun kalıcı çözüm, kalıcı barış ve kalıcı istikrardan geçtiğini belirten Erhürman, bunun da diplomasi ve diyalogla sağlanabileceğini kaydetti.

Erhürman, Rum tarafının son dönemde yaptığı güvenlik anlaşmalarının, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin çözüm çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde sürece katkı sağlamadığını, aksine süreci zorlaştıran adımlar olduğunu savundu.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın iki devletli çözüme ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine ise Erhürman, çözümün hangi isim veya formülle anıldığından çok içeriğinin önemli olduğunu söyledi.

Dört maddelik metodolojinin sürecin belirleyicisi olması gerektiğini yineleyen Erhürman, bunun bir ön şart değil, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in dile getirdiği “Bu defa farklı olmalı” yaklaşımının gereği olduğunu ifade etti.

- “Adım adım ve sağlam ilerlenmesinden yanayız.”

Oyunun kurallarının baştan belirlenmesi gerektiğini belirten Erhürman, müzakere olsun diye müzakere ya da yeniden bir sürece girilmiş görüntüsü yaratacak girişimler istemediklerini kaydetti.

Adım adım ve sağlam ilerlenmesinden yana olduklarını belirten Erhürman, dört maddelik metodoloji yaklaşımının uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler nezdinde giderek daha fazla karşılık bulduğunu gördüklerini söyledi.