İç Haberler

Özdenefe: “Kadına yönelik şiddetle mücadele, yaşam hakkının, eşitliğin ve hukuk devletinin doğrudan meselesi”

Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe, kadına yönelik şiddetle mücadelenin, yaşam hakkının, eşitliğin ve hukuk devletinin doğrudan meselesi olduğunu belirterek, “Bu mücadele, merkezi ve yerel düzeyde tüm kurumların kendi anayasal ve yasal görev ve yetkileri çerçevesinde üzerine düşeni yerine getirmesini gerektirir.” dedi.

Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe, kadına yönelik şiddetle mücadelenin, yaşam hakkının, eşitliğin ve hukuk devletinin doğrudan meselesi olduğunu belirterek, “Bu mücadele, merkezi ve yerel düzeyde tüm kurumların kendi anayasal ve yasal görev ve yetkileri çerçevesinde üzerine düşeni yerine getirmesini gerektirir.” dedi.

Özdenefe yaptığı yazılı açıklamada, “Dün yaşanan kadın cinayetinde Saliha Özkol’u, bir kız kardeşimizi daha kaybettik. Çok üzgünüz. Saliha Özkol’a rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.” ifadelerini kullandı.

“Yıllardır kadın mücadelesinin içinde öğrendiklerim, mesleki ve siyasi tecrübem bana bir gerçeği defalarca gösterdi. Yasa koymak, hak tanımak ve başvuru yollarını düzenlemek çok önemlidir.” diyen Özdenefe, sorumluluğun yasaları yapmakla ve hakları tanımakla sona ermeyeceğini belirtti. Özdenefe, asıl meselenin, bu hakların ve koruma mekanizmalarının kadınların yaşamında gerçek ve etkili bir güvenceye dönüşmesini sağlamak olduğunu kaydetti.

-“Şiddeti önleyen ve kadını koruyan bir sistemin işlemesi gerekir”

“Bu nedenle risk biliniyorsa, şikayet varsa, koruma talep edilmişse yalnızca sonrasında soruşturan ve cezalandıran değil, şiddeti önleyen ve kadını koruyan bir sistemin işlemesi gerekir.” diyen Özdenefe, şöyle devam etti:

“Bu, riskin zamanında değerlendirilmesini, koruma kararlarının etkin biçimde uygulanmasını, polis, sosyal hizmetler, sağlık kurumları, yerel yönetimler ve yargı arasında etkin koordinasyon sağlanmasını ve ihtiyaç duyan kadınların hukuki, sosyal ve psikolojik desteğe zamanında ulaşabilmesini gerektirir. Hükümetin de bu sistemin etkin biçimde işlemesini sağlayacak kurumsal yapıları hayata geçirmesi, gerekli kaynakları sağlaması ve kurumlar arasındaki koordinasyonun işlerliğini güvence altına alması gerekir.”

Kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin en acımasız tezahürü olduğunu kaydeden Özdenefe, “Fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddet, tehdit, baskı ve kontrol gibi şiddetin bütün biçimleriyle mücadele etmek yalnızca kadın cinayetlerini önlemek için değil, kadınların haklarını özgürce kullanabilmesi, kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olabilmesi ve toplumsal yaşamın her alanına eşit biçimde katılabilmesi için de gereklidir.” ifadelerini kullandı.

Kadına yönelik şiddetle mücadelenin, yaşam hakkının, eşitliğin ve hukuk devletinin doğrudan meselesi olduğunu belirten Özdenefe, “Bu mücadele, merkezi ve yerel düzeyde tüm kurumların kendi anayasal ve yasal görev ve yetkileri çerçevesinde üzerine düşeni yerine getirmesini gerektirir.” dedi.

-“Esas olan kadınları koruyan bütünlüklü sistemin kesintisiz işlemesidir”

Yasama, yürütme, polis, sosyal hizmetler, sağlık kurumları, yerel yönetimler ve yargının görev ve sorumluluklarının farklı olduğunu kaydeden Özdenefe, esas olanın, her birinin kendi sorumluluk alanında etkin biçimde çalışması ve kadınları koruyan bütünlüklü sistemin kesintisiz işlemesi olduğunu ifade etti.

Meclis Başkan Yardımcısı Özdenefe, “Kadınlardan kendilerini korumalarını bekleyen değil, tüm kurumlarıyla şiddeti önleyen, risk altındaki kadını koruyan ve gerekli mekanizmaları zamanında harekete geçiren bir devlet yapısını birlikte oluşturmak hepimizin görevidir.” dedi.