banner1

Bazen iyileşmeye direniriz çünkü gitmeye hazır değiliz.
Acı çekmek garip bir şeydir. Acıyor ve acıdan nefret ediyoruz, ama bazen de gitmesine izin vermek istemiyoruz.

Belki de giden bir insandan geriye kalan tek şey acınızdır ve acıyan ağrının gitmesine izin verdiğinizde, onların gitmesine izin vermiş gibi hissedersiniz. Ya da belki kendinize acıyorsunuz. Belki de acınızla ilişkili suçluluk duyuyorsunuz ve kendinizi affetmeye hazır değilsiniz. Otomatik düşünceler siz farkında olmadan gündelik hayatınızda bile kontrolü ele geçirmiş ve bir rutine bağlamış olabilir. İçsel konuşmanız suçlar, eleştirir, sorgular, yargılar, affetmez, baskı altında tutar katıdır. İçinizde ki bu ses kendi kendinizin en büyük düşmanı olur bir anda.

Yine hata yaptın!..

Mükemmel olamadın !..

İç sesiniz en zorlayıcı durumlarda hakaret eder, kendinizi başkalarıyla kıyaslatır, hatalarınız için sizi cezalandırır, amaçlarınıza ulaşmada zorluk yaratır.

Şimdi en iyi arkadaşınıza, dostunuza, eşinize, çocuğunuza yani en sevdiğiniz birine en zor anında söylediğiniz sözleri hatırlayın.

Sen çok iyiydin üzülme yine başarırsın!

Sana güveniyorum ve seni seviyorum!

Evet bir hata yaptın ama kimse mükemmel değil !...

Öz şefkat, bu sözleri ve davranışları kendimize de yöneltmektir. Öz şefkat, en yalın tanımıyla, kendinize karşı nazik, sevgi dolu bir arkadaş olma eylemidir. Bir hayal kırıklığı yaşadığınızda kendinizle konuştuğunuzda hatalı olsanız bile, hala yeterince iyi olduğunuzu kendinize söylemeniz yani merhamet göstermenizdir.

Öz-Merhamet, iyi benlik saygısının temelidir, çünkü kendimize karşı gerçekten kibar ve sevgi dolu olana kadar kendimiz hakkında iyi hissedemeyiz. Önemli olan kendini hatalarınla olduğu gibi kabul etmek ve kendine şefkat göstermektir. Kendinizi sevmektir.

Zor anlarınızda bu soruyu sorun. Eğer kendime karşı nazik ve sevecen bir arkadaş olsaydım, ne derdim? O zaman bu sevgi dolu kelimeleri kendine söyleyerek pratik yapmayı dene.

Kalbinize elinizi koymak veya kendinize biraz sarılmak gibi rahatlatıcı bir dokunuşla bu pratiği yoga yaparak veya meditasyon teknikleri ile birleştirmek faydalı olabilir.

Yoga yaparak öz şefkat geliştirilebilir bu konuyla ilgili yapılan dünyada birçok bilimsel araştırma vardır. Türkiye’de yapılan araştırmalar çok azdır ve öz şefkat yeni bir kavramdır. Yoga, bireyin bedenine ve zihnine dönük farkındalığında aracı rol oynar. Kişiler, zihninden neler geçtiğinin ve duyguların o anda nasıl yorumlayabildiğinin bilinçli bir şekilde farkında olabilirse; depresyon stres ve kaygı semptomların hafiflemesi, kişiye zorlayıcı duygu ve durumlarla yaşayabilme öğretisini katması, kendine şefkatli olarak yaklaşabilmesini sağlayacaktır. Aynı zamanda bireylerin yaşadığımız toplumun içinde refah düzeyini yükseğe çıkartabileceği sorunlarla kolay baş edebilme becerisini kazanabileceğidir. Bununla birlikte hekim tarafından zorunlu olmadıkça gereksiz ilaç desteğine başvurmadan insanların zihin, düşünce, duygu farkındalığıyla yoga yapmanın ilaçsız klinik terapiye alternatif bir yarar sunabileceği gibi bireye baş etme stratejilerini öğretme yönünde yardımcı olabileceği araştırmalarla karşımıza çıkmaktadır.

Ve yine yoga beş bin yıllık bir felsefeye dayanmaktadır ve öz şefkat kavramı yoganın içinden gelmektedir. Batı psikolojisi klinik psikolojide çalışmalarında bu kavramı daha yeni keşfettiği görülmektedir. Merhametin biyolojik boyutu bilimsel meditasyon sırasında hangi düşüncenin beyinde nasıl bir etkiye yol açtığını incelemek için EEG çalışmaların sonuçlarında beynin sol ön ve orta bölgesinde neşe, mutluluk gibi pozitif duyguların olduğu görülmüştür. Hatta meditasyon esnasında merhamet hisseden kişide irkilme refleksinin kaybolduğunu negatif duyguların pasif hale geldiği saptanmıştır. Acıma duygusu bu yönüyle kaygıyı azaltan bir özelliğe sahiptir. Budist rahipler üzerinde yapılan bu araştırma, farklı ruh hallerinde insanın ne gibi değişimler yaptığına bakmışlardır. Vücudu yanan kişinin videosunu izletildiğinde, rahipler tarafından acıma hissi ve iyilik yapma arzusu uyandığı görülmüştür. Fakat aynı görüntüler rahip olmayan sıradan kişilere gösterildiğinde beyinlerinde iğrenme duygusu harekete geçmiştir. Normalde kişi istenmeyen sahnelerle karşılaştığında kaçma eylemi gösterir. Bu verilen ilk tepkidir. Acıdan kaçma eylemimiz tıpkı böyledir.

Kendine merhametli ve şefkatli davranan kişiler yakın çevrelerine, yaşayan her canlıya  şefkatle yaklaşabildikleri bir çok araştırmayla karşımıza çıkmaktadır.

Öz şefkatli olabilen kişiler:

daha mutlu,

öz motivasyonu yüksek,

kişiler arası iyi ilişkiler kurabilen,

daha az depresyon

daha az kaygı belirtileri gösteren

daha az mükemmeliyetçi

Diğerlerinden ayrı değil, aksine hepimiz aynıyız. Zorlayıcı durumlarla herkes karşılaşmıştır, hata yapmıştır ve acı çekmiştir elbette üzülmüştür yani insan olmanın tartışmasız bir sonucudur. Kusursuz olmamak bizi diğer insanlarla aynı olmanın unsuru içinde onlara bağlayıcıdır. Önemli olan bilinçli farkındalıkla şimdi ve burada olmak ve deneyimizin ne olduğunu ve sizin için ne anlama geldiğini fark etmektir. Bu bir süreçtir ve bu süreci nasıl yaşadığınız ve anlamlandırdığınız önemlidir. Sizin deneyiminiz nedir?


MEDİTASYON tekniği ile nasıl öz-şefkat pratiği yapılır?

Evinizde rahatsiz edilmeden 10 dk kadar sakin bir yerde rahat bir yerde oturun. Ellerinizi kalbinize koyun. Gozlerinizi kapatin ve yavas yavas derin nefes almaya baslayin. Aklinizdan gecen dusunceleri gozlemleyin. Duzenli nefes almaya vermeye yogunlasin. Ayaklarinizdan tepenize kadar en kucuk kaslara kadar hissetmeye calisin. Bilincli bir sekilde butun vucudunuzu gevsetin. Simdi buyuk kacis icin hazirsiniz. Once en sevdiginiz yeri kendinizi mutlu ve tamamen rahat, huzur icinde hissedebileceginiz bir yeri hayal edin. Belki bu beyaz kumsalli, dingin masmavi bir denizi olan bir kiyi serididir. Sahilde yurudugunuzu hayal edin. Kum taneciklerinin ayaklarinizin altinda citirdigini ve hafif bir ruzgarin saclarinizi oksadigini hissedin, dalgalarin duzenli ritmine kulak verin ve kumsalin hemen arkasinda yetisen tropik ciceklerin agir kokusunu icinize cekin. Havlunuzu kiyiya serip gunesin altinda uzanin. Bir sure sonra banyo sicakligindaki denize dalin, tatli bir yorgunluk hissedinceye kadar yuzun, sonra tekrar havlunuzun oldugu yere donup yeniden kumsala uzanin ve islak vucudunuzu birakin ruzgar kurutsun. Kuruduktan sonra ayaga kalkip havlunuzu alin ve bu size ozel cennete caniniz ne zaman isterse geri donebileceginizi bilerek evinize dogru yola cikin.

Deneyin ve nasıl gittiğini bana bildirin. Size bolca öz-sevgi ve kabullenmeyi diliyorum.


Psikolog Bengü Gülderen

Yoga & Pilates Eğitmeni

Shivani Life Center Psikoterapi Kliniği

Dağ yolu sok.No: 15 Girne/Kuzey Kıbrıs

[email protected]

www.bengugulderen.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.