banner1
Öne Çıkanlar Polis Genel Müdür Yardımcılarıyla Tarık Timur Hüseyin Çakmak Fikri Ataoğlu Polis

Bu haber kez okundu.

KİÜ Öğr. Gör. Elmas Bozkurt yazdı: Çocuklarda COVID-19 Etkileri

Kıbrıs İlim Üniversitesi Fizyoterapi Bölümü Öğr.Gör. Elmas Bozkurt yazdı.
İlk kez Çin’in Wuhan kentinde Aralık 2019’un sonlarında, SARS Covid-19 olarak bilinen koronavirüs salgını küresel bir tehlike olarak bildirilmiştir. World Healthy Organizastion (W.H.O) tarafından 2019-nCov olarak adlandırılan yeni nesil koronavirüsün SARS benzeri bir virüs olması nedeniyle SARS gibi yarasalardan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Başlıca klinik semptomları ateş, kuru öksürük, kas ağrısı, yorgunluk ve ishaldir. Çocuklarda kuluçka süresi genellikle iki gündür ve 2-10 gün arasında değişmektedir. Her yaştan çocuk, yetişkinlerden daha az etkilenmiş gibi görünse de COVID-19 hastalığına yakalanabilmektedir . Yapılan çalışmalarda, çocuklar teşhis edilen COVID-19 vakalarının yüzde 1 ile 5’ini oluşturmaktadır. COVID-19 semptomları çocuklarda ve yetişkinlerde benzerdir, ancak kayıtlarda enfeksiyon bildirilen erişkinlerden daha az çocuk bulunmaktadır. COVID-19 hastalığında ciddi vakalar bildirilmesine rağmen, çocuklarda nispeten yetişkinlerden daha hafif seyrettiği görülmektedir.

Covid-19 çok sayıda enfekte vaka ve ölüm ile küresel bir pandemi haline gelmiştir. Virüs yayılma hızını kontrol altına almak amacıyla hükümetler sosyal mesafeye dayalı , sosyal etkinlikler ve açık hava etkinliklerinde kısıtlamalar hatta toplumsal izolasyonlar uygulamaktadır Enfeksiyon hastalıklarındaki riskin azaltılmasında en önemli sosyal izolasyon tavsiyesi evde karantina uygulanmasıdır. Evde kalma yönetmeliklerine göre ülke çapında kapanmaların, COVID-19 salgınının durdurulmasında etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Koronavirüs hastalığı (COVID-19), anksiyete, stres ve belirsizlik gibi duyguları beraberinde getirirken, her yaştan çocuk tarafından güçlü bir şekilde hissedilmiştir. Tüm çocuklar bu duyguları farklı şekillerde yaşamaktadırlar.

Ülkemizde ve dünyada yaşanan benzer durumlardan bildiğimiz üzere COVID-19 hastalığının doğrudan etkilerinin yanı sıra hastalığın bulaşını önlemeye ve kontrol altına almaya yönelik tedbirler nedeniyle çocuklar açısından henüz bilemediğimiz riskleri de doğurabilir. Salgın hastalıklar ve toplumda endişe yaratan durumlar erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da farklı etkiler yapmaktadır. Bu koşullar altında bazı gruplar özellikle kalabalık ve hijyenik olmayan koşullarda yaşayan çocuklar daha dezavantajlı bir konumdadır.Bununla birlikte, çocuklar için aile yanında uzun süreli kalma, sağlıklarını tehlikeye atabilecek ve bazı potansiyel yan etkilerle sonuçlanabilecektir. Fiziksel hareketsizlik, vücut ağırlığı artışı, davranışsal bağımlılık bozuklukları, yetersiz güneş ışığına maruz kalma, ruhsal bozukluklar, şiddet ve sosyal izolasyon bu sonuçlardan bazılarıdır.

Bu izolasyonlar kardiovasküler hastalıklar ve sağlıksız yaşam tarzı gibi uzun vadeli etkiler bırakabilmektedir. Ev içinde geçirilen zaman artışıyla birlikte fiziksel aktivite düzeylerini azaltması çocukların vücut ağırlığında artışa, kas gücü ve kitlesinde kayba neden olabilmektedir. Şişmanlık bağışıklık sitemini baskılarken viral potansiyel riskini arttırmakta, enerji harcamasındaki azalmayla birlikte diğer birçok kronik hastalığa da neden olabilmektedir. Fiziksel aktivitenin azaldığı ve buna paralel olarak bilgisayar ve internet kullanımının arttığı bilinmektedir. Bilindiği üzere çocuklarda görülen ekran bağımlılığı da obezite gelişiminin en önemli sebepleri arasındadır . Ekran bağımlığının diğer sonuçları arasında görme problemleri ve agresyon yer almaktadır.

COVID-19 salgın dönemini evde geçiren çocuklar yüksek düzeyde abur cubur, kalorisi yüksek besinlere maruz kalmaktadır. Bu dönemde uygun ağız sağlığı yönetimini sürdürmek, çocukların ağız ve genel sağlığı için de çok önemlidir.

Okulların kapanması, etkinliklerin iptal olması ve arkadaşlarından ayrı kalmanın yanı sıra diğer aile bireylerinden de uzakta olmak zorunda kalmışlardır. Bu süreçte çocukların her zamankinden daha fazla sevildiğini ve desteklendiğini hissetmeleri gerekmektedir.Arkadaşlık çocukların normal gelişimi ve refahı için gereklidir . Okulların kapanması ile evde kalan çocuklar arkadaş, öğretmen ve sosyal ilişkilerinden uzak kalmışlardır. Sosyal alan ve sosyal desteğin (özellikle okulların) azalması sorunları oluşturabilmektedir.

Çocukların evde mümkünse bahçe ortamında egzersiz yaparak hareketli kalmaları önerilmektedir. Bu amaçla, birden fazla egzersiz programları planlanıp, sabit bisikletler veya yürüyüş bantları kullanarak aerobik egzersiz dâhil, vücut ağırlığı egzersizi, dans temelli egzersiz ve oyun etkinlikleri uygulanabilir. Aerobik egzersizler, düşük, orta veya yüksek kardiyovasküler gerginliği ortaya çıkaran egzersiz olarak tanımlanır. Bu tür egzersiz programları sabit bisikletlerde, koşu bantlarında ve vücut ağırlığı ile gerçekleştirilen egzersizlerde veya çeşitli dans ve jimnastik türleri olarak gerçekleştirilebilir ve bu süreçte şiddetle tavsiye edilen ev içi egzersiz uygulamalarıdır. Çocuklar ve gençler (5-17 yaş) için, haftada üç kez kas ve kemik güçlendirme egzersizleri ile orta ve kuvvetli aerobik yoğunlukta 60 dakikalık günlük fiziksel etkinlik önerilmektedir.

Fiziksel aktivitenin tokluk hormonlarının konsantrasyonunu arttırdığı, açlık hormonlarından olan ghrelinin ise konsantrasyonunu azalttığı saptanmıştır. Fakat egzersizin türü, süresi ve şiddetine bağlı olarak açlık tokluk hormonlarının konsantrasyonunun etkilendiğinin unutulmaması gerekmektedir.Fiziksel aktivitenin diyabet, obezite gibi bulaşıcı olmayan hastalıklara karşı koruyucu ve tedavi edici etkileri kanıtlanmıştır. Ek olarak yaşam kalitesi ve refahı arttırmaktadır. Fiziksel aktivite yürüyüş, bisiklete binme ve aktif rekreasyon şekilleri (dans, yoga) gibi birçok farklı sekilde gerçekleştirilebilmektedir.

Egzersizlerin etkinliğini arttırmak ve devamlılığını sağlamak amacıyla çeşitli öneriler yapılmaktadır. Bunlar arasında fiziksel aktivitenin sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni ile destelenmesi, egzersiz öncesi, sırası ve sonrasında sıvı alımının arttırılması, aşırı açlık ya da tokluk halinde iken egzersize başlanmaması, egzersiz öncesinde basit karbonhidrat ve yüksek yağ içeren öğünler tüketilmemesi, yapmaktan hoşlanılan ve yaşam şekline uygun bir aktivite tercih edilmesi söylenebilir. Çocuğun ev yaşantısında mümkün olduğunca günlük rutinlere uyulmalıdır. Yatma zamanları, yemek saatleri, ev işleri, egzersiz ve uzaktan eğitim konularında tutarlı davranılmaya çalışılmalıdır.

Kıbrıs İlim Üniversitesi
Fizyoterapi Bölümü
Öğr. Gör. Elmas Bozkurt

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.